FERHAT: Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğu ile doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğu ile doğru orantılıdır. Yavaşlık ile hatırlama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey hatırlamak isteyen insan yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık., az önce yaşadığı bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Bundan sonraki hayatımız ne kadar hızlı olursa olsun arkadaşlığımızı unutturacak olamaz. (Dikkat et cok ciddi başlıyorum bu yazıya ama laçka bitecek.) Gidenler ve kalanlardan birileri de olsak arkadaşlığımızın evsahibi bu yıllığın ait olduğu kimya mühendisliği olamamıştır hicbir zaman Bölümün soğuk ve sevimsiz duvarlarının arasında sıkılan bizler buzun yine soğuk ama heyecan dolu dünyasında kurduk dostluğumuzu. Eserimiz BST unutulmayacak anılar bırakıyor bize bırakacak ta. Bitmeyen tartışmalarımız bile arkadaşlığımızın en renkli anları. Bu yazı ne kadar uzarsa ben okadar arkadaşlığımız da bitiyormuş gibi hissedeceğim bölümün bitmesiyle. Tamam benimki bitmiyor ama sen ısrarcısın bitirmekte Bitmek bilmeyen tartışmalarımızla, hokeyle ve dostlugumuzla bu sayfaları ileride hepbirlikte karıştırmak dileğiyle derim ki anc yeşil saçlarından sen suçlusun, kırmızı saçlarından da, ee turuncu saçlarından da.. Bu kadar şeyden sen suçlu olamazsın. Bak gene bilemedim kim suçlu. Basgit ,basget. Basket diyorum basket gel oynayalım.
EMO: Ne desem; hokey, futbol, paten, yüzme, fotoğraf, organizatör, davul Hepsi var kızda. Hokey tanıştırdı bizi iyi de etti valla. Azimle çalıştı başardı iyi bir hokeyci ve bizim kaptanımız oldu. Çok iyi şutlar slapshotlar çeker ama bana gol atamaz o ayrı. Beraber milli takıma girip Romanyada tarih yazacağız (ANC and EMO). Senle beraber yaptığımız o kadar çok eğlenceli şey var ki 2 seneye sığan; paintball oynamalarımız, Eymirde kaymamız, film seanslarımız, aynı odayı paylaşmalarımız, fotoğraf çekimlerimiz, çılgınca dans etmemiz, halı saha maçlarımız, hokey maçlarımız, patenle ODTÜyü gezmemiz. ODTÜ bizi patenle kayan iki çılgın kız olarak hatırlayacak eminim. Ve bir şeyden daha eminim bizi bırakı
AYSU: Onu üzgünken ya da asık suratla görmek imkansızdır. Ee peki bir insan hiç mi üzgün olmaz ya da asık suratıyla dolanmaz ortalıklarda? Eğer surat asmaya vakti yoksa , 365 gün ve 6 saatini dolu dolu yaşıyorsa mümkündür.Bazen durup durup ben yaşlandım mı? Yaşlandım ben dediğini duyabilirsiniz. Ama bu beyanatının etkisini iki üç dakikada atlatır. Bu iki üç dakika sonunda karşınıza en ihtiyar haliyle dikilip şöyle bir şey var yapsak sü
ŞEN: Yeşil saçlı. İlk buz hokeyi antrenmanlarından biriydi, patenlerimizi çıkarıyorduk. "Ayse Nazar meraba ben Şentürk, bu fotoşopta afişleri nasıl yapıyorsunuz ben MT ye de geliyorum, sen ilgileniyorsun bu işlerle galiba" dedim, sen de " tutoriallari var, beraber çalışırız" falan dedin. Ha sonra hiç bereber fotoşop calısmadık ama olsun bir sürü şey yaptık. Tamam ödev de yapamadık, ya tamam fotoğraf da basamadık, ama bir suru kavga ettik, etmedik mi. Manyaklar gibi MSN'de de konustuk, insanların arkasından atı
IAN: My dear friend ANC is a simply standout person (and not just because she's got the brightest hair and the most flair!!
ISIL : Anço, 4 yıldır gittiğimiz yaptığımız her şeyde birbirimizi bulduk e sonunda da takım olduk.çok fazla kıçımızdan dinleyip birbirimizi yanlış anladık ama buz üstünde birbirimize karşı büyüyen güvenimiz hayatımız kapladı çok yakın arkadaş olduk. Her zamanda arkanda defansın olucam çünkü sen benim vazgeçilmez forvetimsin
ÖZLEM: Kendisi takım kaptanımız ve hokeydeki idolüm..buz hokeyindeki kendine has tarzıyla ve mükemmel şutlarıyla takımın en iyi oyuncusu..her zaman kişiliği itibariyle de kaptanlığa cuk oturduğunu düşünmüşümdür. Tanımadan önce gayet tırstığım iki laf etmeye korktuğum hala bile sinirlenince fellik fellik kaçtığım tanıdıktan sora ise çok güvenilir bulduğum zor anlardaki motive edici sözlerini hep hatırlayacağım, içi dışı bir ve düşündüğünü söylemekten kaçınmayan şeker insan..tüm desteğin ve emeğin için teşekkür ederim..
ÖZNUR: Sen belki de bölümde bana en itici gelen insandın ta ki seni tanıyana kadar. Bir gün İngilizce dersinde hocanın Ayçaya karşı olan düşüncelerini sorduğunda senin içtenlikle anlatman tanınması gerekilen bir kız olduğun hissini verdi bana. Ve seni tanıyınca gördüm ki dışardan görünmeyle kimsenin anlayamayacağı bir karaktere sahipsin. Örneğin garip ama hayatımda gördüğüm en utangaç insansın. Yaptığımız kartopu savaşlarına bakılırsa el göz koordinasyonun sıfır olmasına rağmen çok iyi bir hokeycisin ve bunun nasıl olduğunu çözebilmiş değilim. Design grubumda olmasını istediğim insanlar arasında sen de vardın hem de bunun kararını üçüncü sınıfta vermiştim birbirimize yakın insanlar olmamamıza rağmen. Sonra gördüm ki bu kararda çok haklıymışım. Senin bu kadar disiplinli, azimli ve sorumluluk sahibi biri olduğunu, grup arkadaşı olmadan asla göremezdim Seninle o kadar güzel bir ikili olduk ki, iş hayatında ben sensiz ne yaparım inan bilmiyorum. Bir problemle karşılaştığımda dayanamaz arar sorarım sanırım. Ne, sorun mu var dedim, sorun yok inan. Sorunsuz bi hayat yaşaman dileğiyle.
AZER: O bir milli oyuncu, o bir futbolcu, o bir hokeyci, o bir baterist, o bir ninja, o bir database, o bir g*t, o bir abla o anc. Aslında mezun olmana üzülmüyorum hatta seviniyorum. çünkü senle kıyaslanmaktan bıktım, bir insan bu kadar aktif bu kadar sosyal olamaz beni bütün ortamlara soktun ve çok iyi cevre edindirttin, çoğu zaman tartışsak da en zor zamanlarımda yanımdaydın destek çıktın, mezun oluyor olabilirsin ama Ankaradan biyere gitmemen gerekiyor çünkü geçmişte olduğu gibi gelecekte de sana ihtiyacım var, destek olacak birine... Bana o iki kelimeyi söylettirme ss...
BURAK(24): Zamanın hızla akı
GÖZDE: Bundan tam 3 sene önceydi. Birdenbire hayatıma bir gökkuşağı girivermişti. Her gördüğümde o sımsıcak renkleriyle(şimdilik aklıma gelenler sari turuncu kırmızı yeşil...
YALÇIN: Hayatin damakta bıraktığı eksi tadında gizlidir nefes almanın dayanılmaz hafifliği. Buzla kaplı yeryüzünde kaymadan yürüyebilmektedir belki de. Şarap kırmızısı gecelerden, papatya sarısı sabahlara döndürebilmektir, kimbilir. Belki de küçük küçük fotoğraf kareleridir farkında olmadan çektiğin. Herşeye rağmen gülebilmektir en kocamanından, ağlayabilmektir hıçkıra hıçkıra güvenli omuzlarda. En önemlisi, belki de, sonu olmayan dostluklar biriktirebilmektir. Hep mutlu olman dileğiyle, dostum.
OTCAN: Bazı şeyler, uzaktan hissedilir, çok da tatlı eser. Senin arkadaşlığın böyle birşey işte. Ama yanına gelince de esmeyi sürdürür, hatta kası
ÇITAK: Nasıl başlasam! İnsan böyle çılgın birini nasıl anlatmaya başlar bilmiyorum. Sık sık değişen saç renkleri (tabi yeşil, kırmızı, turuncu gibi renklerden ibaret), bizi de davet ettiğin hokey maçları, futbol falan geliyor aklıma Ayşe deyince. Seninle özellikle dizayn projeleri sayesinde iyice samimi olduk, hafta sonları bölüm kütü
ESRA D.-Aloooo Ayşee nerdesin kızım?-Yaa oğlum şimdi kalktım geliyorum, ok?
CANER: Okulun çok tanınan ve sevilen isimlerinden biridir. Değişik renge boyattığı saçlarıyla, sempatik kişiliği ve güler yüzü ile hafızalarda yer edindi. Eğlenceli kişiliği ve sıcakkanlılığıyla her ortamda kendisini sevdirebiliyor. Yaptığı sporlarla da erkeklere taş çıkaran ANC ( ki aslı ANÇ dir ) başarılı oyunu ile hokey milli takımına kadar yükselmiştir. Benim rahatlıkla konuştuğum, konuşurken sıkılmadığım, bölümü renklendiren, sevdiğim arkadaşlarımdansın. Sıkıcı lab ortamlarında seninle deney yapmak da ayrıca keyifliydi. Birinci sınıfta, Introductionda da aynı grupta olmak benim için güzel bir şanstı. Odtüde asla unutmayacaklarımdan biri olacaksın. Her şeyin gönlünce olması dileğiyle
EYLÜL: Kız konukevi 103 nolu odanın diğer demirbaşı olarak, hatunun pijamalı, şortlu, donlu halini bildiğimden pek ciddi bi yazı yazamıycam açıkçası. Öyle anc falan da bilmem ben, bildiğiniz kız ayşe hadi makarna yap, acıktım cümlesindeki Türk kızı ayşedir kendisi benim için. 4 yıldır uykusunda konuşur, zaman zaman horlar, sınav öncesi heyecandan, bora öncesi hayal kurmaktan uyuyamadığı zamanlar görülmüştür, arada bir konuşurken sinir olduğum hüü
EMRE YILMAZ: Genel olarak yazılı iletişime dayanan bir arkadaşlığa not düşmek kolay olmalıydı ama insan yine de zorlanıyor. Çünkü bu kısıtlı alanda "samimiyeti" kaybetmemek, içtenliğine ve doğallığına hep saygı duyduğum bu güzel insanın anılarına "yapmacık" bir söz dahi sokmamak lazım. Bu durumda kısa ve olabildiğince öz konuşmalı:
Benimle ayni yıllarda bu yapıyı paylaştığın için teşekkür ederim. Sen beni 'duyamadığın' için pek 'konuşamadık' ama kurduğumuz 'iletilişimlerde' bana hep bir şeyler kattın. Bu yapaylığın içinde bana umut verdin. Bir daha iletişebilecek miyiz bilmiyorum ama ben bu katkılarını ve -çokça, geldiğimiz o sıcak topraklara bağladığım- o güzel doğallığını ve içtenliğini hep hatırlayacağım. Yıllar hep en iyileri getirsin sana.
BAKARİ: Ayşe, very sociable,friendly girl in the department.With your behaviour you can easily live and be integrated into any society in this universe.Amazing thing is,you participate almost in all kinds of sports,basketball,golf,tennis,swimming,football and now you are in Turkish National Hockey Team,wow!Let's play another tennis match.This time I will,surely,win.The t-shirt you bought for me will always be reminding me of you.Thank you for friendship.I will crazily miss you,girl.Keep in touch.
Devious Comments
Previous PageNext Page